 |
Çocukluğumdan beri yaşlılardan köyüm AYDOĞDU ve çevremizdeki köyler hakkında söylenenleri ve anlatılanları dikkatle dinlerdim. Bir olayı sorduğumda "dedemden, babamdan duyduğuma göre" diye söze başlıyorlardı. "O zaman ben şuradan geliyordum, veya harman vaktiydi veya kış doksanı idi " sözleriyle devam ediyorlardı. Bir çok olayın yılı, yeri ve kişileri hakkında tartışmalar oluyordu. Hangisi doğru, hangisi yanlıştı bunların? Öyle, tartış malı kalırdı. Kesin cevap yoktu. Kendi kendime, köyümün geçmişi kaleme alınmış olsa idi kesin cevapla sonuçlanmayan bu tür tartışmalara gerek kalmazdı sorusu hep kafamdaydı. Bakın, İtalyanlar için "Merdivenlerin bile tarihi yazılıdır" deniyor. Bu sözler bende derin etki bırakmıştır. Neden benim köyümün tarihi yazılmasın fikri kafamı kurcalayıp duruyordu.
Araştırdım, sordum, not aldım ve doğduğum, yaşadığım ve ayrıldığım köyümün tarihini kaleme almaya başladım.
Elbette Deliorman'ın göbeğindeki bir köyün geçmişini yazmak pek kolay olmadı. Bir kent veya kasaba için çok yazılar yazılmış, seyyahlar geçmiş, tarihi belgeler bırakmışlardır. Fakat köyler hakkında yazı yazacak bir kişi bu olanaklardan yoksundur. Çok araştırmalar yapması gerekir. Yaşlıların anılarına başvurmak ve onları karşılaştırmak gerekiyor. Bütün bu zorluklara rağmen köyümün geçmişini yazmak benim için zevk kaynağı oldu. Çünkü bir kadim halk özlü sözde şöyle denmektedir "Yukarı doğru tırmanırken ve ilerlerken zaman zaman dönüp ardınıza bakmanın yararı vardır. O zaman ardında bıraktığın yolun uzunluğunu, vadilerin derinliğini görebiliyorsun."
Bir köy hakkında yazılacak ne vardır diyenler olabilir. Unutulmamalıdır ki benim köyümün ve diğer köylerin de oldukça zengin tarihi vardır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını, faşist ve totaliter rejimleri, açlık yıllarını, kooperatifleşmeyi, eğitimdeki hızlı gelişmeyi, ve daha sonra 1959 yılında Türk okullarının kapatılmasını, Türk isimlerinin Bulgar isimleriyle değiştirilmesini, göçleri ve buna benzer olayları yaşamış insanlar aramızdadır. Bütün bunları Aydoğdu insanı yaşamıştır. Elbette bütün Bulgaristan Türkleriyle birlikte. Gençlik anılarımdan biri bunu kanıtlayacak tır. Orta okulu köyümde bitirdikten sonra Sofya Türk Pedagoji Okulunda öğrenciyken Bulgaristan’da Türklerin yoğun olduğu her ilçesinden (dörtbir) tarafından arkadaşlarım vardı. Her birimiz sohbetlerimizde köyü hakkında çok ilgi çekici olaylar, rivayetler, hikâyeler anlatıyorduk. Onları kaleme almış olsaydık, bir hazineye sahip olmuşuz demektir. Ama, dersler bir yandan, kafadaki esen kavak yeli başka.
Bu kitapçığı yazarken okul müdürü İvanka Emandieva'nın başlattığı Vaka-i Name'den, 1960 yılında yazılmış olan köyümüzün çok kısa tarihinden, 1980 yılında benim tarafımdan yazılmış olan okuma evinin (çitalişte) tarihinden yararlandığım gibi Bulgaristan Fiziki Coğrafyası, yerleşim yerleri için yazılmış Bulgarca ve Türkçe kitaplar ve dergilerden de yararlandım. Bana en büyük yardım yaşlı köylülerimin anıları oldu. Bunların çoğu tam tarihleri ile verilmiş bilgilerdir. Bunların arasında Mehmet Özgür (Recep oğlu) Ali Mutlu, İsmail Taşkın, Hanife Ulusoy, Ayşe Ulusoy, Çorlu'dan İdiriz Binnaz, Ömer Yusufoğlu, Kurtların Şükrü vb. kişiler önemli katkıları oldu. Bugün Aydoğdu'da yaşamakta olan öğretmen arkadaşım ve eski belediye başkanı Zakir Seid'in derlediği ve gönderdiği yazılar ve fotoğrafların katkısı büyüktür. 1982 yılında yazılmış olan İbraam (İbrahim) Yahyaoğlu'nun, Seyid Kadir'in anılarının ve Mehmet Uzunoğlu'ndan dinlediklerimin de büyük faydası oldu. Aynı zamanda benim bütün çocukluğum ve çalışma hayatımın Aydoğdu'da geçtiğinden dolayı, olayların çoğuna şahsen tanık olmamın büyük payı vardır.
Yukarıda adı geçen kişilere ve bana yardımda bulunan diğer köydeşlerime teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Embiya ULUSOY
Bu yazı Embiya ULUSOY'un AYDOĞDU adlı kitabından derlenmiştir.
|
 |