Geçenlerde Avcılar’da (dernekte) tatlı tatlı muhabbete dalmıştık. Bir ara, öğrenciliğinden Embiye Nasufoğlu olarak tanıdığım, zorunlu göç sırasında Türkiye’ye gelen ULUSOY soyadını almış olan bu çok muhterem kardeşimiz çantasından bir kitap çıkardı. Kitabın adı çok çarpıcı, çağrışımlı ve somut: AYDOĞDU KÖYÜ. Bu kitap, anılar yolcusu etti beni. Aniden Aydoğdulu hissettim kendimi. Bana bu köyü sevdiren üç nedenin damarlarımda kıvılcımlanan, kalbimde alevlenen, duygularımda korlaşan gizler ummanında buluverdim kendimi. 1967/68’lerde Şumnu Türk Lisesinde öğretmenliğimi yaşadım sıcak sıcak. Aydoğdu’dan 8-10 civarında öğrencim vardı. Bilgilerini her yerde notlarla ölçtüm. Bu alışıla gelen bir olaydır. Fakat, Onları, gönlüme yazdığım 6 üzerinden 60’ı aşkın notlarımla değerlendirdim. Bu izlenimlerime ikincisi eklendi. Üniversitenin Türkoloji bölümünü bizden bir yıl sonra bitiren Mehmet Seyidoğlu da Türk lisesine atandı. Bir yıl kira kardeşliği yaptık. Aydoğdu aydını için söylenebilecek en içten en akılcı özellikleri simgeliyordu. Varna müftüsü Tahsin Efendinin büyük kızıyla mektuplaşıyordu. Ricası üzere dünürcübaş oldum değerli adaşımın. Müftülüğe gidişimizde, küçük bir bahçede bulmuştuk 5-DERNEĞİN KURULUŞU6 muhteremi. Aralarında başmüftü Akif Osman, gazeteci-yazar Selim Bilâl, Sabri Demir de vardı. Başmüftü konuşuyordu. Konuyu değiştirmediler. Başmüftü Akif Osman da Aydoğduludur. Baş müftünün sözlerinden anladım ki Aydoğdulular eksiyi ve artıyı eczane terazilerinde tartmasını hoşgörü sınırlarının aşmamasını çok iyi bilen ve değerlendiren, saygıda eksik etmeyen kişilerdir. Bunun bir örneğini de Türk lisesine öğretmenliğim sırasında yaşadım. Okul müdürümüz Aydoğdulu Mehmet Recep beyefendi, polisin peşimde olduğunu görünce, günlerini tehlikeye sokarak beni savunmuştu. Kızı Rabiye sınıfın en çalışkan öğrencimdi.

AYDOĞDU KÖYÜ  kitabı beni anılar yolsusu etti. Bulgaristan’da bıraktığımız şehir ve köyler Rus-Türk Savaşından sonra hep ihmal edilmiş, önemsenmemiştir. Oysa o köyler bizim onurumuzdur, namusumuzdur, ekmeğimiz, aşımızdır. Türkiye’de Bulgaristan Türkleriyle ilgili değişik konularda kitaplar yayınlandı. Fakat Türkiye’de, bir köyün çok yönlü genel görünümünü ele alan ilk ciddi eser AYDOĞDU KÖYÜ adlı kitaptır. Kitabın müellifi Sn. Embiya Nasufoğlu (Ulusoy) bir köy için gerekli olan tüm malzemeyi sağlamış. Kitabın 61 sayfasını araştırmalar, 31 sayfasını da fotoğraflar (64) oluşturmuş. Bu haliyle oldukça doyurucu, etkileyici ve köy anılarını galeyana getiren bir eser olmuş. Kitabın hiç mi eksiği yok diyenler olabilir. Ben kesinlikle kitabın eksiği olarak değil de, birkaç hususta görüşümü sunmak isterim. Aydoğdu Türklerinin dili ayrı bir konu olarak işlenmelidir. Masallar, hikâyeler, türküler ilâve edilirse iyi olur. Din ve inanç genişletilmeli vb…  

MEHMET ÇAVUŞ
Şair, Gazeteci-yazar ve Araştırmacı Sn. Mehmet Çavuş’un “Kitaplaşan Bir Deliorman Köyü” yazısı, Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü olduğu “Tuna” dergisinin (Aylık, Edebiyat, Sanat, Kültür ve Eğitim Dergisi) 1999 yılı Mayıs-Haziran sayısında yayımlanmıştır. Burada, yazıyı kısaltılmış olarak veriyorum.

Bu yazı Embiya ULUSOY tarafından derlenmiştir.

Bize e-mail yazın

BU SAYFADAKİ YAZILAR EMBİYA ULUSOY TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.İZİNSİZ KULLANILAMAZ.
ANA SAYFA   |   DERNEĞİN KURULUŞU   |   KURUCU ÜYELER    |   KÖYÜMÜZDEN RESİMLER   |   ŞENLİKLERİMİZ